SESLER: Türkçe, İngilizce, İspanyolca, Çince, Rusça, Arapça; FONETİK: 'Ses' + Hece + Kelime + Cümle.

SES BİLİNCİ-SES TEMELLİ DİL-ANADİL TEMELLİ ÖĞRENİM

Türkçe Temelli Öğrenim





'HECE ZAMANLI TÜRKÇE'

'VURGU ZAMANLI İNGİLİZCE
'

...

SES ÖĞRENİMİNİ YAPMAYANLAR, DENETLEMEYENLER;
O DİLİN SESLERİNİ BİLMEYENLERDİR!


-Müfredat (öğretim) programında yıllardır olan ‘ses öğrenimi’ okullarımızda hala yapılmamaktadır, uygulanmamaktadır, denetlenmemektedir. Daha da ötesi, acı tarafı MEB bile, ‘Okullarda ses-letim öğreniminin yapılması mümkün değildir’, veya ‘ses-letim öğrenimi yapılamaz’ görüşünü dillendirmektedir, savunmaktadır.

-Dilin özü, temeli, anayasası olan ‘ses öğrenimi’ ülkemizde gramerden bile sayılmamaktadır!.. Hemen hemen herkes ağırlıklı gramer yapıldığı için dil öğretilemediğini belirtmektedir. Halbuki en temel, öz gramer (ses) konuları bile ülkemizde yıllardır öğretilmemektedir. Özetle, gerçek gramerin ne olduğunu bile ülke olarak bilmiyoruz.

-Telaffuz öğrenimi gramerin en önemli parçalarından biridir. Ses ise gramerin ilk basamağıdır. Ses, hece, kelime, cümle.

-‘Harfleri bilmeyenle, sesleri bilenle dalga geçilir’ anlayışı Türkiye’de hakimdir. Harf şekildir, ses ise esastır, içeriktir. Ülkemizdeki şekilcilik hastalığı, dil eğitiminde de kendini göstermektedir.

-Bir ülkede dilin öğrenilmemesi, aslında diğer derslerin de öğrenilmemesi anlamına gelir. Tüm derslerin temeli dildir. Çünkü insanlar düşünmeyi dille öğrenir.

-Bir yerde çok büyük bir sorun varsa, bu sorun o işin en önemli yerindedir. Dilin özü, temeli, en önemli yeri SES değil de başka bir şey midir?

-Biz dilleri (SESLERİ) öğretmiyoruz, öğretemiyoruz, bilmiyoruz!..

-Ben de derslerimde ses (ana unsur) öğretimini etkili şekilde uygulayamıyorum. Çünkü öğrencilerim haklı olarak bana da inanmamakta, güvenmemekte... Öğrencilerim dersin büyük çoğunluğunu yabancı ‘ses’ öğretimini sorgulamakla geçiriyorlar. ‘Bu kadar öğrenci, öğretmen, müdür, denetmen, öğretim görevlisi, bakanlık yetkilisi nasıl yanlış bilir, bu kadar kişi yalan mı söylüyor, bu kadar insan işini mi savsaklıyor...’ gibi pek çok soruyla her gün karşılaşmaktayım. Bu ikilem olduğu sürece eğitimin (öğrenim ve öğretim) sağlıklı işlemesi mümkün mü?

-MEB in dağıttığı ücretsiz dil dersi kitaplarında ‘SES’ YOK DENECEK KADAR AZ!.. Bu nasıl müfredata uygunluktur, bu nasıl bilime uygunluktur!

-Bu sorunları ve çözüm yollarını her kuruma, her şekilde iletmeme rağmen, ‘Sen yap, boşver başkasını’ anlayışıyla hep karşılaştım. Bu nasıl bilimselliktir!..

*Kendim, öğrencilik hayatımda SES’le ilgili hemen hemen hiçbir şey görmedim; binlerce öğrenciye sordum, SES öğrenimini görmediklerini söylüyorlar; binlerce öğretmene sordum, SES öğrenimini yapmadıklarını söylediler; birçok denetmene SES öğreniminin neden yapılmadığını sordum, onlarda bu işi neden kurcaladığımı (sende yapma dercesine) sordular; birçok müdüre SES öğreniminin yapılması gerektiğini anlattım, onlarda anlamsız anlamsız yüzüme baktılar; velilere SES bilincinin dil eğitiminde olmazsa olmaz olduğunu anlattım, onlarda çekindikleri-korktukları için bir şey yapamayacaklarını söylediler; üniversitelere gidip dil hocalarıyla SES öğrenimini konuştum, onlarda SES öğreniminin çok önemli olduğunu ancak tam anlamıyla SESleri öğrenmedikleri-bilemedikleri için SES öğrenimini yapamadıklarını (sıkılarak) söylediler. Böyle ÖĞRENİM-ÖĞRETİM olmaz... 

Ülkemizde doğru dilbilgisi=gramer öğretimi yapılmadığı için anadil ve yabancı dil eğitimi inanılmaz derece zayıftır. Türkiye’de sadece gramer bölümünün cümle kısmı (%25) yapılmaya çalışılmaktadır. Bu da cümle ezberlemekten öteye gitmemektedir. Ancak birçok devlet yetkilisi, okullarda sadece gramer öğretimi yapıldığı için anadil ve yabancı dil eğitiminin kötü olduğunu dillendirmektedir. Bu inanılır gibi değil! Okullarda sadece cümle kısmı yapılmaktadır... SES, HECE...YOK. Türkiye’de ‘ses’ gramerden bile sayılmamaktadır!.. Halbuki cümle, kelime ve heceyi denetleyen SES tir.

...

‘Eğitimin tüm aşamalarında belirleyici olan, dil eğitimidir. Dil eğitimi köklü ve sağlıklı olmayan insanların, eğitimin diğer alanlarında başarılı olması söz konusu değildir. Anlamanın, anlamayı kolaylaştırmanın, yorumlamanın, eleştirmenin, özgürleşmenin gerçekleşebilmesi için dil eğitiminin eksiksiz olması gerekir. Sağlam bir dil politikası üzerine oturamayan bir programın sağlıklı olması düşünülemez bile. Bu bakımdan önce dil, yani Türkçe eğitimi, sonra da Edebiyat eğitimi üzerinde durulmalıdır.’ (www.ituvakif.org.tr)





Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam3
Toplam Ziyaret4050